Bizimle iletişime geçin

Köşe Yazıları

GEÇMİŞİ BİLMEK GELECEĞİ GÖRMEMİZİ SAĞLAR

Hüseyin Girgin

Yayınlayan

on

Elhamdülillahi Rabbil’âlemîn. Essalâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve alâ Âlihî ve Sahbihî ecma’în. Ya Rabbel alemin ve ya Erhamerrahimin!

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm.

Değerli okuyucularım siyonistlerin amacı Nil’den Fırat’a büyük İsrail devletini ve kendilerine ait köle bir dünya düzeni kurmaktır. Bu uğurda sürekli Müslümanlarla özellikle Osmanlı İmparatorluğu ile çetin mücadeleler vermiş ve Osmanlı İmparatorluğu’nu bir şekilde, yetiştirdiği hain kadrolarla yıkılmasını sağlamıştır.

Sultan II. Abdülhamid Han; karşısına geçip Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm dış borçlarına karşılık Filistin’i Yahudilere yurt edinmek üzere toprak talep eden Theodor Herzl’e “Ben bir karış dahi toprak satamam, zira o bana değil, halkıma aittir. Onlar, bu İmparatorluğu kurup kanlarıyla mahsuldar kıldılar. Onu, bizden koparılmadan önce üzerini kanımızla bir kere daha kaplamayı biliriz.” demiştir.

Sultan II. Abdülhamid’i tahtan indirmeden ve Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmadan hayallerini gerçekleştiremeyeceklerini anlayan siyonistler, içimizdeki hainler vasıtasıyla Osmanlıyı yıkma mücadelesine girmiş ve 31 Mart ayaklanmasıyla Sultan II. Abdülhamid’in tahtan indirilmesinde rol oynamıştır. Hatta bizzat hal edildiğine dair tebliği yapanlar; Yahudi Emanuel Karasu ve hain ekibinden oluşuyordu. Daha sonra Sultanı siyonist örgütlerin yoğun olduğu, ayaklanmanın da geldiği yer olan Selanik’e Yahudi Alatini kardeşlerin köşküne sürgün etmişler ve birçok kötü davranışlarda bulunmuşlardır.

Hatta bir keresinde bitab bir durumda iken komşusundan gelen meyveleri görmüş tebessümle üzerindeki mektubu almış okumaya başlamış. Mektubta ise bu meyvelerin Filistin’deki arazi alan ve ekim yapan yahudilerin ilk mahsulü olduğu yazmaktadır. Bu durum karşısında derin üzüntü duyan padişah meyveleri derhal köşkten dışarıya çıkarmıştır. Tabi iktidarı boyunca verdiği mücadelenin kısa bir süre sonra bu hale gelmesi onu bir hayli yıpratmıştır.

Siyonistler Sultan II. Abdülhamid’den sonra gelen padişahların etkinliğini azaltmış ve kendi kontrolündeki yönetimler vasıtasıyla Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışını hızlandırmıştır. Bir oyun ile girilen 1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun tamamen yıkılmasını sağlamıştır. Daha sonra hızlı bir şekilde amaçları doğrultusunda çalışmalar yürütmüş ve netice itibari ile 1948 yılında bir devlet statüsüyle ilk resmi adımını atmıştır. İkinci adımı ise Nil ile Fırat arasındaki devletleri böl-parçala-yok et taktiği ile gerek askeri gerekse ekonomik darbeler ile yıpratmış, Osmanlı’daki kullandığı taktik gibi içeriden hainler yetiştirerek bir şekilde ortadoğuyu ele almaya çalışmıştır. Osmanlı’dan bu yana ortadoğuda barışın yerini kan ve gözyaşı yani savaş almıştır. Milyonlarca masum katledilmiştir.

Cumhuriyet tarihinde ise özellikle 1969 yılında Prof.Dr.Necmettin Erbakan ile başlayan Milli Görüş hareketi karşılarına çıkmıştır. Bizzat Erbakan Hoca siyonistlerin yüzyıllık oyunlarını deşifre etmiş ve herkese anlatmaya çalışmış ve bunlarla en üst perdeden mücadele içine girmiştir. Buna bir örnek te sürekli söylemlerinin yanı sıra İsviçre’nin Basel kentindeki siyonistlerin Büyük İsrail Devleti’ni kurmayı planladıkları tarihte, bu planı yaptıkları salondan İSLAM BİRLİĞİ toplantısı ile cevap vermiştir. Daha sonra  D-8 İslam Birliğinin kurulmasını sağlamıştır. Ancak türlü oyunlar ile Erbakan Hoaca’yı ve D-8’i imzalayan liderleri iktidardan uzaklaştırmışlardır.

Günümüzde gelinen nokta ise siyonistlerin bu amacına yakın olduğu ve karşısında o zaman nasıl ki Osmanlı var ise şimdi de Türkiye’nin var olduğu gerçeğini bildikleri ve ülkemize her koldan saldırı içerisinde olduklarıdır.

Anadolu coğrafyası tarihte olduğu gibi yine Müslümanların son kalesi ve savaşın en çetin yaşanacağı coğrafyadır.

Değerli okuyucularım peki bizlere düşen nedir ?

Öncelikle tarihin bir tekerrürden ziyade teakubten ibaret olduğunu yani bir tekrar değil tam tersi sebep-sonuç ilişkisi ile birbiri ardına gelen olaylar dizisi olduğunu bilmemiz gerek. Tarihe bu şekilde bakmak bu coğrafyada yüzyıllardır oynanan oyunları görmemizi ve bütünüyle ele almamızı, anlamamızı sağlar. Yani geçmişi bilmek geleceği görmemizi sağlar.

Tabi ki tarihini bilen, düşmanını iyi tanıyan, dinine bağlı sağlam bir nesil yetiştirmeliyiz. Askeri, teknoloji, eğitim, sosyal yaşam ve siyasi anlamda daima üstün olmak için çalışmalıyız. İyi bir istihbarat ağı ile içimizdeki hainleri bulmalı ve üstünlüğü onlara vermeden yok etmeliyiz.

Ayrıca Müslümanlar arasında yine lider pozisyonumuzla ihtilafları giderip birliği sağlamalı ve tek bir yumruk olup en çetin mücadeleyi vermeliyiz. Mutlaka ortadoğuda söz sahibi olmalı, Kudüs ve Müslüman cağrafyayı kurtarmalıyız. Bu dini bir vazifemizdir.

Son dönemde iyi bir şekilde mücadele vermekteyiz. Gerek askeri gerekse masada etkin bir rol üstlenmekteyiz. Her alanda aldığımız bu üstünlüklerden taviz vermemeli aksine çok daha etkin bir güç olmak için çalışmalıyız.

Ben bilirim ki bizler İslam sancağını yine en iyi şekilde dalgalandırıyoruz ve dalgalandırmaya devam edeceğiz İnşaAllah. Tüm bu planlara karşı ‘’Doğrusu Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.(Enfal/30)’’ deyip iman gücümüz ile her alanda oyunlarını bozacağımıza inanıyorum. Çünkü bilirim ki ‘’ İNKARCILAR HOŞLANMASA DA ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAKTIR.(Saff/8)’’

Selam ve Dua İle..

Es-SelamunAleyküm..

HÜSEYİN GİRGİN

Yazar – Editör

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazıları

NO TO NATO!

Kürşat Mustafa

Yayınlayan

on

Merhaba çok değerli okuyucu arkadaşlarım. Evet bir zamandır sizlerin beğenisine yeni yazılarımı sunamıyordum. Bilirsiniz işte hayat telaşesi ama bunca meşguliyetimin arasında sizlere yazacak kadar kafamı karıştıran garip bir haber okudum. Ne yazıktır ki bu haber doğru, esasında yazık demeyelim de gülsem mi ağlasam mı bilemedim doğrusu?

Geçtiğimiz hafta itibari ile gündeme alıştıra, alıştıra servis edilen bir anlaşma bu haber. İngiltere Türkiye arasında serbest ticaret anlaşmasıymış. Enteresan olan şey bu değil tabi enteresan olan şey Akdeniz’de donanmamıza namlusunu çeviren NATO gemilerinin haberlerinin bir aydır falan gündemden çekilmesi. Başında İngiltere ve ABD’nin olduğu NATO kendi üyesi olan bir ülkeye tabiri caiz ise sahada nota veriyor. Sebebi ise bize ait olan alanlarda kaynak aramamız. Bakın şimdi burası çok acayip bu kaynak arayan ve üyesi olduğu NATO donanmaları ile karşı karşıya gelen ülke bu gün NATO’nun en belirgin üye ülkesiyle serbest ticaret anlaşması yapıyıor.

Sizce de bir gariplik yok mu? Ne talan söyleyeyim benim ilk aklıma gelen şey herhalde “NATO ile olan sorunlarda bir çözüm yolu aranıyor“ du ama gel gelelim NATO aynı NATO hani yok mu ya şu bizim ordumuzun da katıldığı tatbikatta sayın Cumhurbaşkanımızın adını terörist hedef listesine yazan NATO hatta Atatürk’ün resmini baskın yapılan hedef binalardan birine asan NATO ha işte bu NATO o NATO

Tık bile yok mu?

Hani NATO’yu medyada yerden yere vurmayacak mısınız?

Eyyy NATO denmeyecek mi?

Sen kimsin falan?

Yok mu ya şu her fırsatta mahkeme, mahkeme dolaşanlar başka ülkelere şikayet edenler falan onlar da mı açmayacaklar ağızlarını?

Anladım ben olayı sizde anlayın değerlendirin ve düşünün. Bizler alelade bir ulus veya millet değiliz.

Okumaya devam et

Köşe Yazıları

GÖNÜL MİMARİSİNDEN KAPİTALİST MİMARİYE EVRİMİ

Ahmet Köylü

Yayınlayan

on

Gönül mimarisinden Kapitalist mimariye evrimi, Konuya Girmeden Önce, Her Ziyarete uğradığım Kadim eserlerimizde ayrı bir duygu yaşarım.Özellikle Büyük Hüsnühat Yazılarına baktığım zaman, Aslında her şehrin çehresini değiştiren ecdadın, İmar ettirdiği nice külliyeler, Selahattin Camiler Adeta Saray görünümlü Su çeşmeleri vb. aslında gönülleri ve kalpleri Ferahlatan eserler var. Günümüzde Adeta ruhsal sıkıntıya sokan, Adeta Arı Kovanı misali, Yüksek binalar bizlerden Çok şey götürdü. Ve Götürmeye Devam edecek. Ne Götürdü Diye Sorarsanız ? Evvela Merhamet Sevgi Güven ve Daha nice olması gereken, Hasletleri bizden aldı mahalle hayatında kimin ihtiyaç Sahibi kimin Bakıma muhtaç olduğunu, mahalleden birisi vefat ettiği zaman, adeta aile bireylerinden birisi vefat etmiş gibi üzülen, Düğünü olanların Sevincini yaşayan, Kan bağıyla alakaları olmasada muhabbet bağı ile bağlanmış komşular vardı. Şimdi ise beton Yığınlarının arasında olmayan muhabbet, Rezidans, Veya gökdelen denilen yapıtların içlerinde Nefsi Emvare Girdabı hezeyanına kapılmış, Kibir abidesi kişilerin yapmacık menfaat ilişkileri gördükçe. içimden birses diyor ki!
– Eleştirdikleri Kadim Kültürümüzün ne kadar Muazzez ve elzem Olduğunu Tefekkür etmiş oluyorum..

Okumaya devam et

Köşe Yazıları

Dünya’nın Başına Bela Olan COVID-19

Mevlüt Demirtaş

Yayınlayan

on

Uzun zamandır korana virüsü ile alakalı yurt içinde ve yurt dışındaki tüm haberleri ve gelişmeleri seyrediyor ve takip ediyorum.

 

Virüsün yayıldığı ilk günden bu yana devletimiz bakanlık nezdinde olsun, diğer stk latla birlikte olsun süreci başarılı bir şekilde, bir tek vatan evladını zorda bırakmadan sürdürmüş olduğunu görüyorum.

Batı ülkelerinde tecrit ilaç ve sağlık hizmetleri sunarken insana değil  paralı bir şekilde hizmet sunarken, bu durum ülkemizde tamamen ücretsiz olarak en güzel hastanelerde ve üniversitelerin yurtlarında ev rahatlığında her türlü imkanları sunmaktadır.

 

Bundan sonra neler yapılmalı devletin görevleri, vatandaşın görevleri, toplumsal feragat ile alakalı bir yazımı siz dostlarımla paylaşacağım.

 

Unutmayalım bu virüs siyaset üstü, toplumsal birlikte, beraber hareket halinde, aşılabilecek büyük bir olaydır.

Sulandırmadan hafife almadan resmi makamların tüm uyarılarını dikkate alarak ve birbirimiz için dua ederek, bilim adamlarımızın bir an önce aşısını bulmasını umarak sabrederek, marketleri yağmalamadan, aç gözlülük yapıp başkalarının hakkına girmeden, bu süreci atlatmak ümidiyle hepinize saygılar sunuyorum.

Okumaya devam et

Trend

Tüm hakları saklıdır. © 2020 Haberhanem.com